Karda mahsur kalan 40 kişi kurtarıldı

Okuduğunuz haber
EĞİTİM-SEN, 2018 YILINI DEĞERLENDİRDİ

Malazgirt'te öğretmenler işaret dili öğreniyor

Anasayfa   /    Eğitim    /    Eğitim-Sen, 2018 yılını değerlendirdi

Eğitim-Sen, 2018 yılını değerlendirdi

2018 yılında Muş'un eğitim alanında son sırada olduğunu ifade eden Eğitim-Sen Şube Başkanı İlyas Aslan, "Başarı kadar başarısızlığın da sahiplenilip sorumluluk duygusuyla yaklaşılması gereken eğitime ilişkin başta yürütücüler olmak üzere biz hepimize görev düşmektedir"

EĞİTİM      02 Ocak 2019 - 17:58     0

Eğitim-Sen, 2018 yılını değerlendirdi

 

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Muş Şube Başkanı İlyas Aslan, Muş'un eğitim alanında son sırada olduğunu belirtti.

                Yazılı bir açıklama yaparak 2018 yılını değerlendiren İlyas Aslan, "Eğitim açısından son yıllarda eğitimdeki eksikliklerinin zirveye çıktığı ve özellikle Muş ilinin eğitim sıralamasında sondaki yerini sağlamlaştırdığı 2018 yılını geride bıraktık. Başarı kadar başarısızlığın da sahiplenilip sorumluluk duygusuyla yaklaşılması gereken eğitime ilişkin başta yürütücüler olmak üzere biz hepimize görev düşmektedir. Eğitim birkaç kişinin insafına, dünya görüşüne bırakılmayacak kadar kolektif çalışma gerektiren hassas bir alandır. Bilinmesinde yarar var ki eğitim ilerlemenin temel bileşenidir. Neden olunan en küçük bir hata eğitimin bütün bileşenlerini gelecekte çok etkileyecek ciddi sorunlara dönüşebilir ki dönüşmüş bulunmaktadır. Eğitim emekçilerinin, velilerin ve bilhassa çocukların kendini güvende hissedeceği eğitim ikliminin oluşturulması gerekliliğinin ekmek ve su kadar ihtiyaç duyduğumuz bir gerçeklik olduğunu biliyoruz" dedi.

                2018 yılında eğitim ve yükseköğretim alanında ağır sorun ve saldırılar olduğunu iddia eden Aslan açıklamasını şöyle sürdürdü, "2018'de eğitim ve yükseköğretim alanında yaşanan ağır sorunlar ve saldırılar, başta öğrencilerimiz, eğitim ve bilim emekçileri ile veliler olmak üzere, toplumun geniş kesimlerini her zamankinden daha çok etkiledi. İki yıl süren OHAL sürecinde 36 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılırken, toplam 135 bin 144 kamu görevlisi hukuken kendilerini savunma hakkı tanınmada, tamamen siyasi ve idari tasarruflar sonucunda hukuksuz bir şekilde ihraç edilmişti. İlimizde de 70'i aşkın kişinin KESK'TEN olmak üzere yüzlerce kişi ihraç edildi. Yine Muş ilinde bu ilin başarılı, idealist fedakar 65 öğretmenin Muş MEM'de hazırlanan listelerle çeşitli illere sürgün edildi. Bu uygulamalar ile özelde Muş, genelde Türkiye'nin eğitimde karşılaştığı sorunlar arasındaki ilişki görmezden gelinemez. Bu yönde kurulan OHAL komisyonu hantal çalışma şekli ve çalışma esasları konusunda bir paylaşımda bulunmamış bugüne kadar başvuruların yüzde 90'ı reddetmiş bulunmaktadır. Birçok arkadaşımız savcılıktan haklarında bir soruşturma yürütülmediğine dair bilgi almasına rağmen iki arkadaşımız dışında dönen arkadaşımız da yoktur. 15 Temmuz sonrasında tüm kamuda olduğu gibi eğitim alanında da sözlü sınav/mülakat üzerinden sözleşmeli öğretmen atamaları yapılmaya başlanmıştı. Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasında ısrar, liyakatin adım adım terk edilerek, yerine sadakatin gelmesine neden oldu. 15 Temmuz 2016 sonrasında tek bir kadrolu öğretmen ataması yapılmazken, 2018 itibariyle sözleşmeli öğretmen sayısı 59 bine ulaştı."

"İktidara eleştirel ve muhalif yaklaşanlar, farklı kimlik ve mezheplerden olanlar elenirken, öğretmen atamalarının öğretmenlik meslek ilkelerine göre değil, iktidarın siyasal çizgisine göre belirlenmesinin önü açıldı" diyen Aslan şunları kaydetti, "Üstelik sorun sadece mülakat sınavını geçmekle bitmedi. Sözleşmeli olarak atanan çok sayıda öğretmenin sözleşmesi 'güvenlik soruşturması' gerekçe gösterilerek iptal edildi. Bugün bu doğrultuda ilimizde Eğitim-Sen üyesi olup idarecilik yapanların iki elin parmak sayısını geçmemesi liyakat konusunun ne denli ihmal edildiğine bir kanıttır.

                Ataması yapılmayan öğretmenlerin zorunlu olarak meslekleri dışında işler yapmaya zorlanması ve meslekleri ile ilgisi olmayan alanlarda çalışmak zorunda bırakılması Türkiye'nin ayıbı olarak tarihe geçti. İktidarın bugüne kadar eğitim sisteminin ihtiyacı kadar öğretmen ataması yapmaması, mevcut işsizler ordusunun yanı sıra, ikinci bir işsiz öğretmenler ordusunun oluşmasına neden oldu.

                Toplumsal-ekonomik olumsuzlukların ve gelir adaletsizliğinin giderek derinleştiği ülkemizde okullarda yaşanan şiddet, 2018 yılında da eğitim alanının en önemli sorunları arasında yer aldı. 2018'de okullarda ve okul önlerinde yaşanan şiddet olaylarının tırmanışa geçmesi sonucunda yüzlerce şiddet olayı meydana geldi ve bu olaylarda çok sayıda öğrenci ve öğretmen arkadaşımız hayatını kaybetti.

                Okullarda yaşanan şiddetin giderek artması, Türkiye'de eğitim sisteminin çok ciddi bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu gösterdi. MEB'in okul içinde özel güvenlik birimleri veya okul çevresine polis yığarak sorunu kolluk kuvvetleri ile çözme arayışının hiçbir işe yaramadığı bir kez daha görülürken, eğitimde şiddet sorununun çözülmesi için yapısal, kurumsal ve kültürel anlamda köklü dönüşümlere ihtiyaç olduğu görüldü.

                Yıllardır siyasal istismar konusu olan imam hatip okulları 2018 yılında da her açıdan desteklenirken, tüm masrafları devlet tarafından karşılandı. Türkiye'de imam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı geçmiş yıllarla kıyaslandığında, Milli Eğitim bakanlığının ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 2018 itibariyle büyük bir artış ile 1 milyon 350 bin 611'e çıkarıldı.

                İlimizde de bu konuda üstün gayretli çalışmalar sonucu imam hatip oranının Türkiye ortalamasının üstüne çıkarıldığını tespit etmiş bulunmaktayız. Birçok başarılı okul imam hatiplere dönüştürüldü ve velilere başka bir şans tanınmadı. Bu çalışmayı yürütenlerin kendi çocuklarını İmam Hatip'e göndermek istememesi özel okulların yolunu tutup yoksul halk çocuklarına bunu reva görmesiyle trajikomik bir hal almıştır.

                Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar; eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanamadı. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştirdiği temel sorunlar olarak eğitim sisteminin öncelikli gündem maddeleri olmayı sürdürdü.

                Bugüne kadar, çeşitli adlar altında yapılan sınavlarda ortaya çıkan sonuçlar, çocukların eleştirellikten uzak, yaratıcı düşünemeyen, matematik yapamayan, çevresindeki olayları algılamakta ve yorumlamakta bilimsel anlamda yetersiz kaldıklarını gösterirken, öğrencilerimiz bir kez daha iktidarın deneme tahtası olarak kullanıldı.

                Eğitim, öğretim ve bilim hizmet alanında görev yapan, memur ve yardımcı hizmetler sınıfında çalışan arkadaşlarımız eğitimin görünmez kahramanlarıdır. Onların emeği ve alın teri olmaksızın okullarımızın, eğitim kurumlarının nitelikli kamu hizmeti üretmesi mümkün değildir.

                MEB'e bağlı okullarda 6-8 aylık sürede geçici olarak istihdam edilen İŞKUR aracılığıyla Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında işe alınanlar, okul aile birliklerince ücret verilip çalıştırılanlar, günlük yevmiye ile geçici çalışanlar en temel haklarından mahrum bir şekilde çalıştırıldı.

                Türkiye ekonomisinde son yıllarda, özellikle 24 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan dalgalanmalar, Türk Lirasının değer kaybetmesi ve enflasyonunun hızla artması sonucunda satın alım gücümüzde belirgin bir azalma yaşandı. Bu durum, tüm toplum kesimleri gibi, eğitim ve bilim emekçilerini de olumsuz etkiledi.

2019'da eğitim hakkı mücadelemizi güçlendirelim

                Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştırıldığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koşturulduğu, öğretmenlerin mülakat sınavı ile sözleşmeli istihdam edilerek esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, torpil ve siyasal kadrolaşmanın arttığı, eğitimde farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin ülkemize ve çocuklarımıza olumlu bir katkı yapması mümkün değildir.

                Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan ve katlanarak artan sorunların 2018 yılında artarak devam ettiği görülmüştür. Eğitimde yaşanan yapısal sorunlar karşısında MEB'in ve özelde Muş MEM'in somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amaç gütmesi gerekmektedir.

                Muş Eğitim Sen olarak ülkenin ve çocuklarının geleceğinden endişe eden herkesi kamusal, bilimsel, demokratik, anadilinde eğitim hakkı için ve Muş ilinin hak ettiği eğitim düzeyine ulaşmak için birlikte mücadeleye çağırıyoruz."

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ